Perplexity CEO’su Aravind Srinivas, yapay zekânın işten çıkarmalara yol açacağı endişesini reddediyor ve bu teknolojinin aslında yeni iş alanları ve fırsatlar doğurduğunu savunuyor. İçerikten Görseller × + − ‹ › “Çoğu insan zaten yaptığı işi sevmiyor” sözleriyle, yapay zekânın iş kayıplarını azaltmak yerine bireyleri yeni girişimcilik arayışlarına yönlendirdiğini belirtiyor. Bu dönüşümün kısa vadede kayıplar doğurabileceğini kabul etmekle birlikte, uzun vadede insanların kendi küçük işletmelerini kurmalarına olanak tanıyacağını dile getiriyor. “İnsanlar bu araçları öğrenip kendi küçük işlerini kurabilir. Geçici iş kayıpları olabilir ama asıl odaklanmamız gereken şey bu parlak gelecek.”

Diğer yandan, bazı önde gelen yöneticiler bu konuya ihtiyatla bakıyor. Bill McDermott, yapay zekânın işsizliğin %30’u aşmasına neden olabileceğini öngörüyor. Geçen ay Jack Dorsey’in çalışanlarının yaklaşık %40’ını işten çıkardığı haberleri ise bu tartışmayı daha da alevlendiriyor. ABD’de yapay zekâ bağlantılı iş kayıplarının 100 bini aştığı ileri sürülüyor.
Uzmanlar aynı fikirde değil. Ekonomistler, mevcut tabloya temkinli yaklaşmaya devam ediyor. Oxford Economics’e göre şirketler, çalışanları yapay zekâyla köklü biçimde değiştirmekte olduklarını düşünmüyor; bazı firmalar istihdamı “yapay zekâya bağlayarak” gerekçelendirse de bu eğilim her zaman gözlemlenmiyor. Veriler, bunun yerine yeni şirketlerin iş gücü ihtiyaçlarında farklılaşmalar olduğunu gösteriyor: işe alım planları azalırken, küçücük ve hızlı büyüyen girişimlerin sayısı artıyor. Bu durum, gelecekte daha çok “küçük ama güçlü” şirketlerin ortaya çıkacağını işaret ediyor.




















