Uzay çevresindeki uydu trafiği, Dünya çevresinde hızla büyüyen bir güvenlik problemi halini alıyor. Princeton ekibi, CRASH Clock adı verilen bir araçla, 550 kilometre irtifadaki uydu gruplarının manevra kabiliyetini yitirdiğinde ilk büyük çarpışmanın yaklaşık 5,5 gün içinde gerçekleşebileceğini öne sürüyor. Bu cihaz, uyduların mevcut yörüngelerindeki “stres seviyesini” ölçüyor ve çarpışmaya kadar geçen süreyi sabit kaldıkları varsayımıyla hesaplıyor.

Gözlemler dikkat çekici: 2018 yılıyla karşılaştırıldığında bu süre 164 gün civarından çok daha kısalıyor; son yedi yılda güvenlik marjı 30 kata kadar eridi. Özellikle Starlink’in büyük kısmını barındıran yaklaşık 550 kilometrelik katman, bu tehlikeli dar boğazın merkezinde yer alıyor. Araştırmacılar, bu irtifa düzeyinin yalnızca Starlink için değil, daha yüksek yörüngelerde görev yapmak isteyen tüm uydular için bir riske dönüştüğünü belirtiyorlar.
İzlenemeyen mikro enkaz tehdidi de vurgu edilen bir başka önemli nokta. Büyük parçalar tespit edilebilse de radarlar tarafından fark edilmeyen çok küçük parçalar, çarpışma riskinin asıl kökenini oluşturuyor. Uydular arttıkça toplam yüzey alanı büyüyor ve bu parçalarla karşılaşma ihtimali de yükseliyor.

Starlink katmanı baskı altında ifadesi, son operasyon raporlarında ağı yöneten uyduların ortalama her iki dakikada bir çarpışma önleyici manevra yaptığını gösteriyor. Bu yoğun hareketliliğin CRASH Clock’un sıfıra ulaşmasını engellediğini söylemek mümkün; ancak sistemin kusursuz çalışmasına olan bağımlılık da net olarak ortaya çıkıyor.
Nitekim Mayıs 2024 tarihli güçlü bir Güneş fırtınası, üst atmosferi genişleterek bazı uyduların konumlarının saatler içinde kilometrelerce sapmasına yol açtı. Böyle durumlarda binlerce uydunun eş zamanlı manevra yapması gerekliliği, belirsizliği katlanarak artırıyor.










