Günümüz jeolojik farkındalığında, Dünya’nın kabuk yüzeyini oluşturan levhaların hareketiyle ilgili en eski kanıtlar üzerinde yapılan yeni bir çalışma, bu süreçlerin çok daha eski zamanlarda başlamış olabileceğini ortaya koyuyor. Science dergisinde yayımlanan bulgunun özünde, levha hareketlerinin sanılandan çok daha erken, yaklaşık 3,5 milyar yıl önce başlamış olabileceği ihtimali yatıyor.
Bu keşif, dağların oluşumu, okyanusların kurulması ve yaşamı destekleyen iklimin şekillenmesinde kritik bir rol oynayan levha tektoniğinin hangi evrelerde başladığına dair uzun süredir süregelen tartışmalara yeni bir boyut kazandırdı. Araştırmacı Roger Fu, levha tektoniğinin Dünya’nın günümüz kabuğunu anlamada temel bir unsur olduğunu vurgulayarak, “Dağlar neden var? Okyanuslar nasıl oluştu? Bunları levha tektoniği olmadan açıklamak mümkün değil” ifadelerini kullandı.
Günümüzde kabuğun kalınlığı yaklaşık olarak 125 kilometre olan büyük ve küçük levhalardan oluştuğu biliniyor. Bu levhalar yılda birkaç santimetre hızla hareket ederken, karşıt yönde çarpışır ya da birbirinden uzaklaşır. Depremler ve volkanik faaliyetler çoğunlukla bu levha sınırlarında gerçekleşir.
Birçok bilim insanı, levha tektoniğinin başlangıcına ilişkin farklı görüşlere sahip. Bazıları bu sürecin 4,4 milyar yıl önce başladığını savunurken, bazıları ise ancak son bir milyar yıl içinde ortaya çıktığını ileri sürüyor. Yeni bulgular, bu zaman çerçevesini önemli ölçüde geriye çekiyor.
Çalışma ekibi, Avustralya’daki Pilbara bölgesindeki Doğu Pilbara Kratonu’ndan alınan kaya örneklerini inceledi. Bölgede stromatolit gibi erken mikroorganizma fosillerinin izleri bulunuyor. Paleomanyetizma yöntemiyle kayaçların oluştuğu dönemde dünyanın manyetik alanına göre konumları değerlendirildi ve zaman içinde hareketleri izlendi. Yaklaşık 30 milyon yıllık bir dönemi kapsayan 900 kaya örneği üzerinde yapılan analizler, bu bölgenin enleminin 53 dereceden 77 dereceye kaydığını ve milyonlarca yıl boyunca yılda birkaç santimetre hızla hareket ettiğini gösterdi. Ayrıca kayaçların saat yönünde 90 dereceden fazla döndüğü belirlendi.
Barberton Yeşiltaş Kuşağı’ndan elde edilen veriler de karşılaştırıldı; bu bölgenin aynı dönemde daha sabit kaldığı görüldü. Karşılaştırma, Dünya’nın dış kabuğunun tek parça olmadığını ve farklı parçaların birbirine göre hareket edebildiğini ortaya koyuyor. Çalışmanın başyazarı Alec Brenner, bu bulgunun erken dönemde bile kabuğun parçalı bir yapı taşıdığını gösterdiğini ifade etti. Elde edilen verilerin ‘göreli hareket’ açısından da kritik öneme sahip olduğu, bu bulgunun levha tektoniğinin geçiş sürecini anlamada önemli bir ipucu sunduğu düşünülüyor.










