ABD’de nükleer enerji alanında uzun süredir görülmeyen bir gelişme yaşandı. Nüfuzlu bir karar ile Wyoming’de Kemmerer sahasında yeni bir nükleer santralın inşasına başlama izni NRC tarafından TerraPower şirketine verildi. Bu onay, ülkenin nükleer hedefleri için önemli bir adım olarak değerlendiriliyor ve enerji altyapısının güçlendirilmesine yönelik planların da somut bir parçası haline geliyor.

TerraPower’ın kurucularından Bill Gates’in finansal desteğiyle geliştirilen sistem, geleneksel tasarımlara kıyasla farklı bir yaklaşım sunuyor. Şirketin Natrium adı verilen yeni nesil reaktörü, sodyumla soğutulan ve enerji depolama özelliğine sahip bir tasarımı temel alıyor. Şu anda verilen izin yalnızca inşaat aşamasını kapsıyor; ilerleyen yıllarda işletme lisansı için ek başvuru ve değerlendirme gerekecek.
Proje, emekliye ayrılan bir kömür santralinin yerine geçecek. Natrium reaktörü, GE Hitachi ile ortaklaşa tasarlandı ve soğutma için sıvı sodyum kullanılmasıyla dikkat çekiyor. Bu yaklaşım, yüksek basınçlı buhar sistemlerini gerektirmeden ısı transferini mümkün kılıyor, ancak sodyumun kimyasal olarak reaktif doğası güvenlik için özel önlemleri zorunlu kılıyor.

Natrium, hızlı nötron reaktörü kategorisine giriyor ve bazı izotopları yakabilirken nükleer atık yönetimine dair potansiyel faydalar da sunuyor. Santralin kurulu güç kapasitesi 345 megavat olarak planlandı; tipik büyük bir santralin yaklaşık 1 gigavat kapasitesine kıyasla daha küçük bir ölçek söz konusu. Ancak depolama entegrasyonu sayesinde elde edilen ısı, erimiş tuz bazlı bir depolama sistemiyle saklanıp gerektiğinde elektrik üretimine dönüştürülebiliyor. Bu da mevcut yenilenebilir dalgalanmalarına uyum sağlama kabiliyeti kazandırıyor ve gerektiğinde üretim 500 megavata kadar çıkartılabiliyor.

Projenin toplam maliyeti yaklaşık 4 milyar dolar olarak öngörülüyor. Dünya genelinde şimdiye dek yaklaşık 25 sodyum soğutmalı reaktör kurulmuş olsa da çoğu ticari elektrik üretimi amacıyla faaliyete geçmedi. ABD’de ise son sodyum soğutmalı reaktör, 1960’larda inşa edildi ve 1990’lardan beri operasyon görmüyor. TerraPower’ın santrali, ABD Enerji Bakanlığı ile kamu-özel sektör iş birliğiyle yürütülüyor ve inşaatın en erken 2030 civarında tamamlanması hedefleniyor. Uzmanlar, bu yeni teknolojiyle ilgili birkaç gecikme ihtimalini de göz önünde bulunduruyor; zira uygulanması ilk kez yapılan bir proje olarak güvenlik ve teknik standartlar açısından dikkatli bir süreç gerektiriyor.
Nükleer enerji konusundaki gelişmeler, yapay zekâ ve veri merkezi talebinin artmasıyla birlikte yeniden gündemde. Ancak santrallerin kurulum ve devreye alınma süreci uzun olduğundan, kısa vadeli bir çözüm sunmuyorlar. Buna karşın enerji talebindeki artış ve yenilenebilir kaynaklarla entegrasyon ihtiyacı, yeni nükleer projelerine olan ilgiyi yükseltiyor.










