Türkiye’nin ilk nükleer enerji santrali olan Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nin (NGS) 4. güç ünitesinde kritik bir aşama tamamlandı. Reaktör binasının merkezinde yer alan baskı kirişi, reaktör şaftının temel taşı olarak yeni konumuna yerleşti ve bu adım, şaftın ileride doldurulacak özel betonla inşa edilecek olan yapısal bölümüne bir geçiş niteliği taşıyor.

Rosatom’un Mersin’de yürüttüğü proje kapsamında, parçalar halinde sahaya getirilen bileşenler önce birleştirildi, ardından kaynak işlemleriyle güçlendirildi. Ardından ağır ekipmanın planlanan noktaya dikkatli biçimde konumu sağlandı. Sahada nükleer ada yapılarının kurulumu, belirlenen takvime uygun biçimde devam etmekte. Proje yönetimini üstlenen AKKUYU NÜKLEER A.Ş. Genel Müdürü Sergei Butckikh, montajın tamamlanmasının ünitenin inşasındaki önemli bir kilometre taşı olduğuna dikkat çekti. Butckikh’e göre büyük ölçekli ekipmanların kurulumu, sadece teknik hazırlıkla sınırlı olmayan kapsamlı bir süreç gerektirir; meteorolojik koşulların analizi, taşıyıcı metal yapıların hazır hâle getirilmesi, gerekli ekipmanların sahada mevcut olması ve nitelikli personelin koordinasyonu bu süreci belirleyen temel etkenler arasındadır.

Yetkililer, bu adımın tamamlanmasının ardından reaktör şaftı inşaatında bir sonraki aşamaya geçileceğini ve şaftın özel bileşimli betonla doldurulacağını belirtiyor. Reaktör şaftı, VVER-1200 tipi reaktörlere sahip bir güç santralinde betonarme bir yapı olarak tasarlanmıştır ve reaktör basınç kabının yerleştirilmesi, sabitlenmesi ve korunmasında kritik rol oynar. Kuru koruma kabı, destek kirişi ve baskı kirişi, şaftın ana yapısal bileşenleri arasında yer alır; baskı kirişi ise reaktör basınç kabını güvenli biçimde sabitleyen temel unsur olarak öne çıkar. Bu büyük ölçekli, kaynaklı metal konstrüksiyon yaklaşık 7 metre çapında, yaklaşık 1 metre yüksekliğinde ve yaklaşık 27 ton ağırlığındadır; yapısal bütünlüğün sağlanmasında hayati bir rol üstlenir.
Akkuyu Nükleer Güç Santrali, Türkiye’de inşa edilen ilk nükleer enerji santrali olma özelliğini taşır. Projede her biri 1200 MW kapasiteye sahip dört adet 3+ nesil VVER reaktörünün kurulması planlanmaktadır. Ayrıca santral, küresel enerji alanında Yap-Sahip Ol-İşlet yaklaşımını benimseyen nadir projelerden biri olarak dikkat çekmektedir; bu modelde santralin inşası, sahipliği ve işletmesi Rosatom ve bağlı şirketler tarafından yürütülmektedir.










